Birinin Beni İzlediğini Nasıl Anlayabilirim?

Mahremiyetsizlik döneminde yaşadığımızı hissediyor musunuz? Bir yandan, yüksek çitler ve güvenlik görevlileri olan evlerde saklanıyor, yerlilerle kaynaşmadığımız ve yabancılara daha fazla güvensizlik kazandığımız tatil yerlerinde tatil yapıyoruz.
Öte yandan, Facebook veya Instagram gibi sosyal medyada hayatımızı kamuya duyururuz, akıllı telefonlardaki GPS’ler gerçek zamanlı olarak konumumuzu izler ve tüm CCTV kameralarının gözü bizi takip eder.
George Orwell’in “Ondokuz Seksen-Dörtlü” nde yer alan distopya dünyasında her yerde varlığını sürdürebilmekteyiz, fakat radardan tamamen kurtulmak için bireyin yapabileceği pek bir şey yoktur. Ayrıca, özellikle şimdi acımasız teröristlerle savaştığımızda, ülkemizin güvenliği için bazı önlemler alınmak zorundaydı.
Ama tünelde bir ışık var! Kamu gözetiminin gelişmesini engelleyemeyeceğiniz doğru olmakla birlikte, bir kimsenin size göz kulak olup olmadığını kontrol edebilirsiniz ve bu makalede size gözetim donanımını tespit eden birkaç ekipman göstereceğiz . Detayları öğrenmek için okumaya devam edin.

BİRİSİ SENİ Mİ İZLİYOR?

Farkına varmadan izlendiğini ve kaydedildiğini hayal edebiliyor musunuz? Bu kulağa korkunç geliyor ve dahası, eylemleriniz eşiniz, iş rakipleriniz veya çeşitli dolandırıcılarınız tarafından size karşı kullanılabilir. Bu tür eylemlerin bir hedefi olduğunuzu, gizli bir kamera için zahmetli arama ve sürekli belirsizlik yerine şüpheleriniz varsa, taşınabilir kablosuz kamera dedektörü WEGA-I’yi kullanın . Bu kameralar birçok türde algılar kablolu ve kablosuz aktif değil, aynı zamanda inaktif! Olabilir amatörler tarafından kullanılan kırmızı bir nokta görürseniz, sadece vizörden bakmak gerekir olarak ve – bu casusluk ekipmanları muhtemelen gizli bir yer. Bu var , kullanımı kolay, hızlı ve güvenilir!

BİRİSİ SENİ DİNLİYOR MU?

Dinleme hatalarının küçük ve kamuflajı kolay olduğu için saklanması kolaydır. Bazıları, bir alarm saati, güç şeridi veya hatta hava spreyi gibi gündelik nesnelerde saklanabiliyor, bu da onları profesyonel ekipman olmadan bunları pratik olarak imkansız kılıyor. Neyse ki, teklifimizde hem uygun hem de doğru bir şey var – bir radyo frekansı (FR) ses hatası ve kamera detektörü. Bu bir özellikleri geniş algılama frekans aralığını edebilir da kameraları algılar. Bir dinleme ya da kayıt cihazı bulunursa, LED ışığı yanıp söner ya da ihtiyatlı olmanız gerekiyorsa, sessiz modunu kullanabilirsiniz.ve daha sonra titreşir, böylece cebinizde veya çantanızda güvenle saklayabilir ve herhangi bir şüphe uyandırmazsınız. Konferans salonları veya ofis salonları gibi daha geniş alanları taramak için mükemmel hale getiren 10 metreye varan aralıklarla çalışır . Bir artı olarak, cihazı kendi başına test etmek için ücretsiz bir ses hatası da alırsınız . Bu, bir dinleme cihazını nasıl bulabileceğinizin en ucuz yollarından biridir .

DAYANIKLILIK TEMEL ENDİŞENİZ Mİ?

Gözetim ekipmanını zor koşullarda kontrol etmek için bir cihaza ihtiyacınız varsa , sadece sizin için bir şey var – metal dedektörü Pinpointer XPointer Land. Bu güçlendirilmiş el tipi dişli, suya, kire ve kuma dayanıklı olup, tüm zor koşullara dayanabilir. Öyle süper hafif (sadece 200 gram) bir pille çalışır ve sadece elinizde tutun. Bu özellikler onu harika bir mobil arkadaş haline getiriyor. Birisi bir casusluk cihazı yerleştirdiyse, Pinpointer XPointer Land metal parçalarını bulabilir ve ses ve / veya titreşim kullanarak sizi uyarır. Ayrıca, arka bahçenizde hazineleri avlamak için kullanabilir ve belki de yeni bir hobi edinebilirsiniz .
Sürveyans eylemlerinin hedefi olabileceğiniz birçok durum vardır . Eşiniz bir ilişkinizin olduğunu düşünebilir, iş arkadaşlarınız sizi itibarsızlaştırmak isterler veya iş ortakları gizli verileri almaya çalışır ve şirketinize karşı kullanır. Casusluk cihazları herkes için yaygın olarak kullanılabilir ve bunlar uygun fiyatlıdır, bu yüzden sadece birkaç kilo harcadığınızda ve gerçeği öğrenirken neden sürekli korku ve karanlık düşüncelerle yaşarsınız? Unutma, sadece büyük kardeş seni izliyor olabilir!

Gizli Kameralar

Bazı anne babalar bu işi anahtarlık kamera veya kalem kamera ile çözebileceğini düşünüyor maalesef bu tarz cihazların kayıt süresi 1 saat bilemediniz 2 saati geçmez. bundan sebep bakıcılar için gizli kamera seçerken uzun süre kayıt yapabilme özelliğine sahip bakıcı gizli kamerası gerekir. Peki ne gibi gizli kameralar uzun süre çekim yapabilir
-Duvar Saati Gizli Kamera
-Sprey Gizli Kamera
-Uydu Alıcısı Gizli Kamera
-Tablo Gizli Kamera
Bu ürünler çalışan annelerin bakıcıları kontrol etmesinde çok uygun ürünlerdir. Neden diye soracak olursak bu objelerin içine bataryalar ve istenilen gizli kamera modülleri sığdırılabilir ve size uzun süre renkli ve sesli video çekme olanağı sağlar, mesela duvar saati gizli kamerayı ele alalım, normal bir duvar saati evde iş yerinde kullandığımız standart dikkat çekmeyen türden bu saatlere gizli kamera yerleştirilmesi kolay olduğu gibi etkili sonuçlarda verebilir. 12 ile 24 saate kadar kayıt yapabilen bu gizli kamera duvar saatleri size çok iyi sonuç vereceği kesin.
Bakıcı çocuğunuza nasıl davranıyor? şiddet uyguluyor mu? yemek saatlerini geciktiriyor mu? Bunların hepsini duvar saati gizli kamera ile öğrenebilir gerekli tedbirleri zamanında alabilirsiniz

Nişanlanma Butlan Halleri

Nişanlanma, bir medeni hukuk sözleşmesi olduğu için; sözleşmelerin butlanını gerektiren haller, nişanlanmanın da butlanı sonucunu doğururlar. Örneğin; tam ehliyetsizlik, hukuka ve ahlaka aykırılık, imkansızlık, kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine ve kişilikk haklarına aykırılık nişanlanmanın butlanını gerektiren hallerdendir.

Aynı cinsten iki kişinin birbirleriyle nişanlanması “imkansızlık”, kesin hükümsüzlük sebebidir. Aralarında kesin evlenme engeli olanlar (iki kardeş, ebeveynler ve çocuklar, bir kimse ve amca-dayı/hala-teyzesi, evlat edinen ve evlatlığın nişanlanması) hukuka ve genel ahlaka aykırılık sebebiyle mutlak butlan yaptırımına tabidir. Aynı zamanda evlenmesinde tıbbi sakınca bulunan akıl hastaları ve evli olanlar da bu duruma dahildir.

Muvazaalı nişanlanma da hükümsüzdür. Bir kadın ve bir erkek, asıl amaçları evlenmek olmadığı halde, örneğin gayri meşru yaşayışlarını başkalarının gözünde meşrulaştırmak için nişanlanırsa bu işlem muvazaa sebebiyle batıldır.

Meşhur Dedektif Sherlock Holmes

Arthur Conan Doyle’un yarattığı Britanyalı hayalî dedektif 6 Ocak 1854’te Londra’da doğmuştur. İlk hikâyesi olan Kızıl Dosya 1887 yılında gazetede basılmaya başlanmıştır. Sherlock Holmes, dedektif kahramanlar içerisinde belki de en meşhur olanıdır.


Olayları gözlem yoluyla çözmesi ile ünlüdür. Tümdengelim yöntemini çok iyi kullanmaktadır, sorduğu soruların cevaplarının birbiriyle tutarlı bir bütün oluşturmasına dikkat eder; bunun yanı sıra kendi kendine yaptığı laboratuvar araştırmaları sonucunda elde ettiği bilgileri tekil olaylara uygular ve sigara izmaritlerinden, el yazılarından, ayak izlerinden, ve her türlü bilgi kırıntısından sonuca ulaşır. Yazar Doyle, Holmes karakterini yaratırken dönemin ünlü doktorlarından Profesör Joseph Bell’i kendisine örnek almıştır. Bell, Sherlock Holmes maceralarında sıkça karşılaşılan gözlemleme yöntemini hastalarıyla ilgili bilgi sahibi olmak için kullanır ve bu yöntemi tıp öğrencilerine öğretirdi.Holmes, işiyle ilgili olmayan hiçbir konuya ilgi duymaz, işine yarar diye sosyete haberlerini takip eder ama Dr. Watson’ın Holmes’ün politika bilgisine verdiği not on üzerinden sıfırdır. Hatta bu konuda abartıya kaçıp, “dünyanın güneş etrafında döndüğünü bilmek işime yaramıyorsa, neden bu bilgiyi kafamda tutayım ki” dahi diyebilmiştir. Dönemin pozitivizmi, kendisi bir doktor olan Conan Doyle tarafından, Holmes karakterine fazlasıyla giydirilmiştir. Holmes, kariyerine bir üniversite öğrencisi iken başlamaya karar vermiştir. Gloria Scott macerasında bir dostunun babası tarafından övgüler alan Holmes, öğrencilik yıllarında geliştirdiği akıl yürütme metotlarını profesyonel yaşamında olgunlaştırır. Aralarında Avrupa’nın kraliyet aileleri ve seçkin kişiliklerinin olduğu geniş bir müşteri yelpazesi vardır. Ancak Holmes yine de müşterilerini seçme lüksünü kendine verir. Yoksul bir müşterinin getirdiği ilginç ve merak uyandırıcı bir davayı, zengin bir şahsın getirdiği sıradan bir probleme tercih eder. Yeri geldiğinde, ülkesinin çıkarları adına çalışır; Donanma Antlaşması, Bruce Partington Planları ve Son Görev gibi hikâyelerde, Britanya çıkarlarını korumuş ve potansiyel savaşları önlemiştir. Dönemindeki pozitivist yaklaşım ve bilimsel analiz eğiliminden dolayı, Holmes farklı alanlarda birçok tezler ve monograflar kaleme almıştır. Sigara külleri gibi dedektiflik mesleğinde kullandığı bir konudan; “Arıcılık ve Kraliçenin Ayrımcılığı Üzerine Bazı Fikirler” ve konu hakkındaki son noktayı koyduğu iddia edilen “Lassus’un Çok Sesli İlahileri” gibi farklı alanlardaki yazıları okuyucunun karşısına çıkar. Holmes, bilimsel yetenekleri dışında, iyi bir dövüşçüdür. Üniversitede boks ve eskrim eğitimi almış, 19. yüzyılda İngiltere’de sıkça görülen sopa dövüşünde de uzmanlık edinmiştir. Öykülerde Holmes’un ettiği kavgalar genelde sonradan anlatılır. Şöhretli Bir Müşteri Macerası, Yalnız Bisikletçi, Son Dava gibi hikâyelerde, Holmes eskrim, boks ve Boş Ev’de anlattığı üzere Baritsu gibi dövüş tekniklerine başvurarak kendini kurtarır. Buna rağmen, Holmes imgesi, daima ‘kalbi olmayan bir zihin’ olarak belirir. Fiziksel şiddet yönü oldukça nadir ve daima haklı olarak ortaya çıkar.

İnsanları, bir denklemin elemanları olarak ele alan ve dolayısıyla duygusal yönlere kaymayan bir karakter olan Holmes, amacına ulaşmak için zaman zaman aldatıcı ve kurnaz bir karaktere bürünür. Charles Augustus Milverton macerasında, Holmes bilgi edinebilmek için bir malikane hizmetçisine evlenme teklif etmiş, Baskerville Tazısı romanında, düşmanının safdışı etmek için Watson’a yalan söylemiştir. Dedektifin çevresiyle olan ilgi ve ilişkisi, davasına olan temaslarıyla orantılı görünür. Watson, dostunun Akgürgenlerin Esrarı hikâyesinde, müşteri Violet Hunter’a ilgi duyduğunu sanmış ancak davanın çözümlenmesiyle Holmes’un ilgisi kaybolmuştur.

Holmes, davalarında Scotland Yard veya yeri geldiğinde Britanya Hükümeti adına çalışsa da, bazı durumlarda kendi adaletini kendi sağlama hakkını kendinde görür. Donanma Antlaşması, Şeytan Ayağı ve Charles August Milverton Serüveni gibi hikâyelerde Holmes, yasal adaletin yetersiz kaldığı durumlarda kendi adaletini sağlayan kişilere sempati duymuş ya da bir suçlunun yakalanmasının, serbest kalmasından kötü sonuçlar vereceğine kanaat getirerek kaçmasına izin vermiştir. Charles August Milverton hikâyesinde, yüksek fiyatlar karşılığında tanınmış kişilere şantaj yapan Milverton’ı öldüren bir kadına duyduğu saygıyı Lestrade’dan gizlemeyen Holmes, Donanma Antlaşması’nda ise evrak hırsızlığının ifşa olmasının uzun vadede çok daha büyük zarar getireceğini öne sürerek hırsız Joseph’in kaçmasına göz yummuştur.

Davaları ve araştırmaları sırasında ise, Holmes sık sık direniş ve hatta saldırganlıkla karşılaşır. Bu tepkiler Kayıp Futbolcu hikâyesinde, mesleğini tasvip etmeyen doktordan, Seçkin Müşteri öyküsünde Holmes’a saldırmak için adam kiralayan çapkın konta kadar değişiklik gösterir. Dedektif, bu tepkilere karşılık gerektiğinde mizahi ve sözlü karşılıklar verirken, fiziksel saldırılara karşı ise kendini korumakta zorluk çekmez. Bunun örneklerinden biri, Yalnız Bisikletçi öyküsünde, Holmes’a yalnızca bir sıyrık kadar hasar verebilen Woolidge’in kendisinin evine elarabası ile taşınmasından anlaşılabilir.

Sidney Paget’in çizimiyle Sherlock Holmes (sağda) ve Dr.Watson (solda)
Sherlock Holmes, 20. yüzyılın başlarında artık emekliye ayrılır. Aslan Yelesi macerası gibi nadir durumlar dışında eski yaşamını geride bırakan Holmes, arıcılıkla ilgilenmiştir. Holmes’un gerçek anlamda dönüşü, Son Görev’dir. I. Dünya Savaşı öncesi, Almanlara karşı istihbârat amacıyla Amerika’ya giderek bir İrlanda göçmeni kılığına bürünen Holmes, bu uzun görevin sonuçlanmasıyla birlikte artık yaklaşmakta olan Dünya Savaşı’nı kastederek, dostu Watson’a şu sözleri söyleyerek gerçek anlamda bir dönemin kapanışını vurgular: “Bir şark rüzgarı geliyor, Watson. (…) Öyle bir rüzgar ki İngiltere’de böylesi esmedi. Soğuk ve acı bir rüzgar bu Watson ve bir çoğumuz karşısında çürüyüp gideceğiz. Fakat yine de Tanrı’nın rüzgarı bu ve fırtına dindiğinde, güneşin altında daha temiz, daha güzel ve daha güçlü bir toprak yatacak.”

Suç Oranı Neden Artar?

Makale ile ilişkili olarak öncelikle ABD’li suç psikologu Philip Zimbardo’nun 1969 yılında yapmış olduğu deneyden kısaca bahsedeceğim.  Zimbardo suç oranının yüksek olduğu Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model Oldsmobile bırakmıştır. Araçların plakası yok ve kaputları aralıktır. Akabinde olup bitenleri gizli kamerayla izlemiştir.

Bronx’taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalanmış, diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmamıştır. Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi sağlam kalan otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırmış. Daha ilk darbe indirilmişken çevredeki insanlar olaya dahil olmuştur. Söz konusu deneyin amacı, “İlk camın kırılmasına yahut çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin verilmesi, kötü gidişatı kaçınılmaz hale getirecektir” teorisini desteklemektir.

Zimbardo’nun bu teori ve deneyini benimseyen New York’un meşhur belediye başkanı Guilliani, yapılan bir röportajda; ”Suçlarla mücadeleyi nasıl başardınız?” sorusuna , “Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından biri bile kırık olsa, o camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede, oradan geçen herkes bir taş atıp, binanın tüm camlarını kırar. Ben ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim.

Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri, bir torba çöp bıraksın. O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan çöp torbasını kaldırttım.” cevabını vermiştir.

Bu kapsamda New York Polisi, önce küçük suçların peşine düşmüş, dilencilik yapanları, kamu malına zarar verenleri, ulaşım araçlarına bilet almadan binenleri, kamusal alanları tuvalet olarak kullananları, hatta yüksek sesle konuşanları bile yakalayıp haklarında işlem yapmıştır. Polis gösterdiği bu kararlılıkla hangi boyutta olursa olsun suça asla izin vermeyeceğini ilan etmiştir.

İngiltere’de de aynı durum söz konusudur. İngilizler bir suç işlerlerse bunun yanlarına kar kalmayacağını bilirler. Bir keresinde The Sun’da çıkan bir haberde devlet 10 penny’lik  bir vergi alacağı için tam 230 Sterlin harcamıştır. Kinayeli haberlerde vergi dairesi eleştirilmiştir. Görüşü alınan uzman ise, “230 Sterlin değil gerekirse 1 milyon sterlin de harcanabilir. Ancak şunu herkes bilmelidir ki bu ülkede, devlet er ya da geç ve her ne pahasına olursa olsun vergisini son kuruşuna kadar alır ve kimse bundan kaçamaz” cevabını vermiştir.

Philip Zimbardo’nun deneyini gerçekleştirdiği kırık camlar teorisi, birçok bilimsel çalışma ile destek alsa da aynı zamanda eleştiri konusu olmuştur.

Kısmen katıldığım bu teori kapsamında, küçük suçların önlenmemesi daha büyük suçların meydana gelmesine olanak sağlamaktadır. Buna paralel olarak ilerleyen süreçte ülke, bireylerin suç işlemekten endişe duymayacağı bir suç cennetine dönüşecektir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kapsamında değerlendirecek olursak; basit suçların görüldüğü kamu davalarını incelediğimizde, kararlarda genellikle ”hükmün açıklanmasının geriye bırakılması” kararının verildiğini söylemenin yanlış olmayacağı kanaatindeyim. Akabinde ilgili sanıklar, sıklıkla tekrar suç işleyerek mahkeme huzuruna çıkmaktadır. İlgili kararları yargıçların penceresinden değerlendirdiğimizde naçizane kanaatimce, sanığın kişiliğine bakılmaksızın tüm suçlar için HAGB uygulanması bir haktır algısının kısmen mevcudiyetinin olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Mevzuata aykırı olarak uygulama alanı bulan bu kararlar; mağdurun adalete güveninin sarsılmasına, sanığın ise hukuk sistemini denediği eylemden zaferle çıkmasına dayanarak, suç işlemenin korkulacak bir şey olmadığı algısının ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. Akabinde; mağdurun intikamını şahsen alması yahut mağduriyetini görmezden gelmesi gibi seçeneklere yönelmesi sonuçları doğarken sanığın hukuk sistemine karşı kendine güven tazelemesi sonucu doğmaktadır.

Çeteleşmenin de önünü açan bu tablodur.

Velhasılı kelam kamu otoritesi, koyduğu kuralların tatbikini yapmalı, daha da önemlisi koyduğu kuralların tatbikini gerçekleştirmeyen kamu görevlisinin takibini yapmalıdır. Kuralların tatbiki bireylerde, ilgililerin kuralların uygulanışını takip ettiği kanaatini uyandırır ve toplumda kurallara saygı bilincinin gelişmesine sebep olur.

Artık Kimse Size Yalan Söyleyemeyecek

Artık Kimse Size Yalan Söyleyemeyecek

ABD’li hipnoterapist David J. Lieberman öyle taktikler veriyor ki artık size yalan söyleyecek kişi iki kere düşünmek zorunda kalacak.

ABD’li hipnoterapist David J. Lieberman’ın araştırmalarına göre, birinin yalan söyleyip söylemediğini aşağıdaki ipuçlarıyla anlayabilirsiniz:
-Yalan söyleyen kişi göz temasından kaçınır, göz göze gelmemek için elinden geleni yapar.
– Yalan söyleyen ya da bir gerçeği saklayan kişi, ellerini ve kollarını daha az kullanır.
– Kendisine soru sorulduğunda elleri sımsıkı kapanıyorsa ya da avuçları aşağı dönükse bu yalanın ya da kandırmanın sinyalidir.
– Ellerini yüzüne ya da boynuna doğru götürüyor olabilir ama bedeniyle teması sadece bu kısımlarla sınırlı kalır.
– Verdiği cevap nedeniyle içinin rahat olduğunu göstermeye çalışan kişi belli belirsiz kaçamak bir şekilde omzunu silker.
– Kişinin el kol hareketleri ile söylediği sözler arasında zamanlama hatası vardır. Baş hareketleri mekaniktir.
– Şaşırmış, korkmuş ya da mutluymuş rolü yapıyorsa, yüzünde beliren ifade, ağız bölgesiyle sınırlı kalacaktır.
– Yalan söyleyen kişi ayakta dururken ya da otururken konuşma sırasında sırtını dik tutmaz.
– Kendisini itham eden insandan uzaklaşmak isteğiyle muhtemelen bakışlarını kapıya doğru çevirir.
– Konuştuğu insanla ya çok az fiziksel temas kurar ya da hiç kurmaz.
– İşaret parmağını ikna etmek istediği kişiye yöneltmez.
– Kendisini itham eden kişiyle arasına bir takım nesneler koyar.
– Bilinçaltından sızan gerçek duygular, düşünceler ve niyetler dil sürçmesi şeklinde ortaya çıkar.
– Karşısındaki kişi anlattığı hikayeye inanana kadar fazladan bilgi vermeye devam eder.
– Sorulara asla doğrudan cevap vermez, dolaylı olarak ima eder.
– Yalan söyleyen kişi, ‘ben, biz ve bizim’ gibi zamirleri ya çok az kullanır ya da hiç kullanmaz.
– Kullandığı kelimeler açık ve net olmayabilir.
– Sorulan soruya oranla aşırı bir tepki gösterir.
– Yalan söyleyen kişi, bütün sorularınıza cevap verebilir ama kendisi size soru sormaz”

David J. Liberman’ın araştırmasına göre, yalan söyleyen kişi, konu değiştirildiğinde rahatlar ve gerginliği azalır. Yalancıları tanımanın diğer yolları da şöyle:

– Haksız yere suçlandığına sinirlenmez.
– ‘Gerçeği söylemek gerekirse’, ‘Dürüst olmak gerekirse’ ve ‘Neden yalan söyleyeyim ki’ gibi cümleler kullanır.
– Soruyu önceden düşünmüş ve cevabı hazırlamıştır.
– Sorunuzu tekrar etmenizi ister ya da soruya soruyla karşılık verir.
– Konuşmasına, ‘Yanlış anlamanı istemem ama’ gibi bir cümleyle başlar.
– İlginizi dağıtmak için şaka yapar ya da dalga geçer.
– Daha ayrıntılı açıklama gerektiren konuları sıradan bir şeymiş gibi aktarır.
– Hikayesi o kadar inanılmazdır ki, sırf bu yüzden inanırsınız.”

Parapsikoloji Nedir?

Parapsikoloji Nedir?

Parapsikoloji, telepati, tanıma, basiret, psikokinezi, ölüme yakın deneyimler, reenkarnasyon, görünüş deneyimleri ve diğer paranormal iddialar dahil olmak üzere paranormal ve psişik fenomenlerin çalışmasıdır. Parapsikoloji, anabilim adamlarının büyük çoğunluğu tarafından bu şekilde tanımlanır.


Parapsikoloji araştırması büyük ölçüde çeşitli ülkelerdeki özel kurumlar tarafından yürütülmekte ve özel bağışlarla finanse edilmektedir ve konu nadiren ana akım bilim dergilerinde yer almaktadır. Parapsikoloji ile ilgili çoğu makale az sayıdaki niş dergilerde yayınlanmaktadır. Parapsikoloji, bir asırdan fazla araştırmadan sonra herhangi bir psişik fenomenin varlığına dair ikna edici kanıtlar sağlayamamaya rağmen soruşturmaya devam etmek için eleştirilmiştir.

Sahtekarlık

Sahtekarlık

Sahtecilik, kamusal algıyı değiştirmek uğruna aldatma amacı taşıyan veya sahte eşyayı satarak kâr elde etmek amacıyla, objeleri, istatistikleri veya belgeleri oluşturma, uyarlama veya taklit etme sürecidir. Kopyalar, stüdyo kopyaları ve reprodüksiyonlar sahtekarlık olarak kabul edilmezler, ancak daha sonra bilerek ve kasten yanlış beyanlarla sahtecilik yapabilirler . Dövme para veya para daha sık olarak adlandırılan olduğu kalpazanlık. Ama tüketim malları da olabilir sahte onlar üretilen veya üretilen verilen belirlenen üretici veya üretici tarafından değilse etikete veya bayraklı marka sembolü. Sahte nesne bir kayıt veya belge olduğunda, genellikle yanlış bir belge olarak adlandırılır .

Bu “sahtecilik” kullanımı bir demirden yapılan metal işlerden kaynaklanmaz, ancak paralel bir tarihe sahiptir. ” Sahte olmak ” duygusu zaten “sahtelik” anlamına gelen Anglo-Fransızca fiil sahtekarındadır.

Sahtecilik esas olarak üretilen veya değiştirilen bir nesne ile ilgilidir. Bir sahteciliğin asıl kaygısının nesnenin kendisinin – ne değere ya da ne “kanıtladığına – daha az odaklandığı yerde – nesnenin diğerlerinde provokasyona uğradığı tepkilerin ortaya koyduğu zımni bir eleştiri ifadesine göre, o zaman daha büyük süreç bir aldatmaca . Bir aldatmacada, bir dedikodu veya somut bir durumda dikilmiş gerçek bir nesne, sahte bir fiziksel nesnenin yerini alabilir.

Benzer bir sahtekarlık suçu, sahtecilik yoluyla elde edilen nesnelerin kullanılması da dahil olmak üzere bir başkasını aldatma suçudur. Sahtecilik, kimlik hırsızlığı da dahil olmak üzere sahtekarlık tekniklerinden biridir . Sahtecilik, güvenlik mühendisliğinin yönettiği tehditlerden biridir .

16. yüzyılda, Albrecht Dürer’in baskı ustalığı taklitçileri, “AD” imzalayarak kendi baskıları için piyasayı iyileştirdi ve onları sahtecilik yaptı. 20. yüzyılda sanat piyasası sahteciliği oldukça karlı hale getirdi. Özellikle Pablo Picasso , Paul Klee ve Henri Matisse tarafından çizilen çizimler gibi, özellikle değerli sanatçıların geniş çaplı sahtekarlıkları var .

Suç Etimolojisi

Suç Etimolojisi

Suç kelimesi, ” Karar verdim , karar verdim” anlamına gelen Latince kök cernō’den türetilir . Başlangıçta Latince kelime oyunları “ ücret ” veya “sıkıntı çığlığı” anlamına geliyordu. Antik Yunan kelime krima Latince soydaş türemiştir, tipik bir entelektüel yanlışlık veya topluluğun, yerine bir özel veya ahlaki yanlış karşı bir suç sevk edildiği.

Muhtemelen İngilizlere Eski Fransız suçlu (12nci yüzyıl Modern Fransız suçu ), Latin suçlu (genitive: criminis ) olarak getirilmiştir. Latince, suçlu, aşağıdakilerden herhangi birini ifade edebilirdi: ” suçlama, suç”.
Söz konusu kelime Latince cernere – “karar vermek, elemek” ( Kairos ve Chronos üzerinde haritalanmış olan krize bakınız) türetilebilir. Fakat Ernest Klein (Karl Brugmann’ı alıntılayarak) bunu reddeder ve aslında “sıkıntı çığlığı” anlamına gelen “cri-men” leri önerir. Thomas G. Tucker “bir kök anlaşılacağı ağlamak ” kelime ve İngilizce atıfta ağlaşı , davacı böyle devam, vb. “Yasaların cezalandırdığı suç” ifadesi, 14. yüzyılın sonlarından kalmadır. Latince sözcük olduğu glossed tarafından Eski İngilizce facen , aynı zamanda “aldatma, dolandırıcılık, ihanet”, [karş sahte]. Suç dalgasıilk olarak 1893 yılında Amerikan İngilizcesi tarafından onaylanmıştır .

Ceza Nedir? Amaçları ve Türleri

Ceza Nedir? Amaçları ve Türleri

Ceza, genel anlamıyla suç karşılığında uygulanan bir yaptırımdır. Ceza Arapça kökenli bir kelimedir. Anlamı, yapılan kötü bir eylemin karşılığıdır.

Cezanın amaçları

Cezanın genellikle kabul edilen üç temel amacı vardır.

Adaletçi olarak nitelenen görüşlere göre cezanın özel bir amacı olmayıp, cezanın kendisi amaçtır. Adalet, suçlunun yaptığı kötülüğün karşılığını görmesini gerektirir. Bu nedenle, yararı olsun olmasın ceza, adaletin bir gereği olarak mutlaka uygulanmalıdır.
Özel (bireysel) önleme olarak anılan görüşe göre ise cezanın amacı, suçlunun ıslah edilmesi ve tekrar suç işlemekten caydırılmasıdır. Dolayısıyla ceza, bireysel önlemeye, kişinin ıslahına hizmet etmelidir.
Genel (toplumsal) önleme görüşünde cezanın amacı, cezanın korkutucu etkisiyle toplumdaki potansiyel suçluların suç işlemesini önlemedir. Suç işlendiğinde cezanın uygulanması suretiyle, toplumda henüz suç işlememiş kişilerin de bunu görerek suç işlemekten cayması amaçtır.

Ceza türleri

Suçlunun hayatına yönelik cezalar: Ölüm yani idam cezası bunun örneğidir. Asılarak, kurşuna dizilerek veya elektrik kullanmak suretiyle yerine getirilir. Avrupa ülkeleri ceza hukuku sisteminde terk edilmiş bir cezadır.
Suçlunun bedenine yönelik cezalar: Kırbaçlama, sopa, değne ile dövme, dayak gibi cezalardır.
Suçlunun özgürlüğüne yönelik cezalar: Hapis cezası bunun örneği olup, modern ceza sistemlerinde en çok tercih edilen cezadır.
Suçlunun malvarlığına yönelik cezalar: Para cezası bu türden olup, hapis cezası gibi çoğu ceza sistemlerinde yer alır. Bazı hukuk sistemlerinde mal varlığına el konulması, müsadere de bir ceza olarak düzenlenmektedir.
Suçlunun haklarına yönelik cezalar: Belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, örneğin kamu hizmetlerinden yasaklılık, meslek ve sanatın icrasından yasaklanma bu kapsamdadır.